(1955 / Istanbul)

KIZ KULESİ

Her gece dalıp Salacak'tan karanlık sulara,
bazen rahatça, bazen boğuşarak dalgalarla,
unuturdu o an arkasında karada kalanları,
ulaşıp kapkara saçlı, kara gözlü bir kadına.

Esrarlı kahramanlarına benzerdi kadın geçmişin.
Her an her şeyi yapabilecekken yapmaz gibiydi.
Görünen güzelliği de destandı dillere ama,
görünmeyenini sezdirir, onu merak ettirirdi.

Uzun uzun konuşur, birbirlerinin yanaklarına
eşsiz ve kırılgan bir defineye dokunurcasına
parmak uçlarıyla dokunur, unutur her şeyi,
sevişirlerdi dinmek bilmeyen bir tutkuyla.

Ve her sabah güneş doğduktan hemen sonra
atlar denize adam, karada akşamı iple çekerdi.
Zor geçer, sonsuz gelirdi günün uzun saatleri.
Kararıp hava mutluluğa yüzeceği anı beklerdi.

Her şey gibi yazın da geldi sonu sonra birgün.
Kış günleriyle başkalaştı sular, dalgalar azdı,
uzadı karayla Kule arasındaki o kısa mesafe.
Kollarına ve aşkına daha çok güvendi her gece.

Yalvardı kadın, diller döktü, "N'olur gelme" dedi.
Dinlemedi. "Ölümle birdir", dedi, "benim için
görüşmediğimiz her gece.
Ölsem ne farkeder ki?"

Ve bir gece
gelmedi.

Kule metruk şimdi.
Ne yüzen var, ne bekleyen.
Boş odalarda anlatır gibidir ılık bir esinti:
"Bir zamanlar burda bir kadınla bir erkek birbirini sevdi."

by Roni Margulies

Comments (0)

There is no comment submitted by members.